
Hızlandırma programları son yıllarda girişimcilik ekosisteminin en popüler araçlarından biri haline geldi. Yatırımcılarla tanışma, mentorluk alma ve iş ağına erişim gibi vaatlerle sunulan bu programlar, birçok startup için cazip görünüyor. Ancak işin özüne bakıldığında, bu programların etkinliği tartışmalı. Gelin, neden çoğu zaman beklenen faydayı sağlamadıklarını inceleyelim.
1. Standartlaştırılmış İçerik ve Yüzeysel Eğitim
2. Sürdürülebilirlik Eksikliği
3. Yatırımcı Odaklılık
4. Gerçek İhtiyaçlara Uygun Olmayan Mentorluk
5. Başarı Hikâyelerinin Abartılması
Sonuç
Girişim hızlandırma programları, ekosisteme dinamizm katıyor olsa da gerçek ihtiyaçlara odaklanmadıkları için çoğu zaman yetersiz kalıyor. Startuplar için en kritik nokta, yatırımcıya sunum yapmak değil; müşteri kazanımı, pazar uyumu ve sürdürülebilir iş modeli geliştirmek. Bu nedenle girişimcilerin, hızlandırma programlarını bir “çözüm” değil, sadece bir “ara araç” olarak görmeleri daha gerçekçi olacaktır. Henüz detaylarını paylaşmıyorum ama yatırımcımızla uzun süredir üzerinde çalıştığım bir proje, bu ihtiyaca farklı bir yanıt vermeyi hedefliyor. Bu yeni yaklaşım, hızlandırma programlarının eksik bıraktığı noktaları tamamlayarak, girişimcilere gerçek bir büyüme zemini sunacak. Finans ve ekonomi danışmanlarımızla derinlemesine yaptığımız analizlerde ekonomik krizin 2026 da büyüyerek devam edeceğini ve 2027 bahar ayında rahatlama başlayacağını öngörüyoruz.
bültenlerimizden ve önemli haberlerden ilk önce siz haberdar olmak istiyorsanız lütfen formu doldurun.

